Ana Sayfa » Genel » Robin Williams gitti mi şimdi?

Robin Williams gitti mi şimdi?

robinwilliamsBen kim miyim? Otuzlu yaşlarının tam ortasında çocukluk anılarına iki adım geri bir adım ileri yolculuk ederek serüvenini yaşamaya çalışan sıradan biriyim.. Olgunluk çağına inadına girmemek için zamana direnen. Ciddi mevzular konuşulunca mevzudan her sıkıldığında sıkışıp çocukluğuna sığınan..

Kaçınız benden farksızsınız ki? Masum çocukluk anılarımız hatıralarımızda yaşamaya devam etsin diye kaçınız ara sıra flash back yapmıyorsunuz geçmişinize? Geçmişteki bir anının gereksiz detaylarında boğulmuyorsunuz.. İlkokulda ki arkadaşlarınızın adı, fanı olduğunuz futbol takımının şimdi fersah fersah uzaklarda olan şampiyonluk kadrosunu hatırlamak yada en sevdiğimiz çizgi film yada film karakterinin süper güçlerini kullanırken söylediği kahramanlık nidalarını ezberden okumak için beyninizin sınırlarını zorlamıyorsunuz.” -Güç bende artık!!! “

Hadi inkar edin ve çocuk ruhumuzda iz bırakan eski hatıraları hiç özlemediğinizi söyleyin bana . .Ben hiç rüyalarımda o kahramanların yerine koymadım kendimi deyin. Tusubasa!! Voltran!! Nell.. Peter Pan??

Ben kim miyim? Çocukluk anılarına sahip çıkan, geçmişini yazıp karalayabilen biriyim. Daha ilk gençliğinde beyaz perdeyi hayatına dahil etmiş, hayatının kahramanlarını aktörler aktrislerden seçmiş; ölümsüzlüğün iksirini sinemada görmüş şanslı biriyim. En çokta Hollywood kahramanlarını sevmiş onların maceraları arasında kaybolmaktan korkmamış hayalperestin tekiyim.. İyi ki varlar dediğim onlarca aktör ve aktristi hayatına dahil eden biriyim.. Morgan Freeman, Al Pacino, Robert De Niro, Meryl Streep, Anthony Hopkins, Rita Hayworth, Marlon Brando, Whoopi Goldberg, Jack Nicholson, Meg Ryan, Robin Williams ve bir sürü ve bir sürü ölümsüzü tanıyan biriyim.. Ölümün aslında unutulmak olduğuna inanıp ruhunu özgürleştirerek ölümsüzlüğün olduğunu her şekilde kanıtlayabilecek biriyim.  Ve buna rağmen hayatının kahramanlarını dün olduğu gibi bugünde teker teker sonsuzluğa uğurlayan biriyim. Bu son yolculukta içimin buruk olmasına aldırmadan gülümseyebilen..

Ve bugün Robin Williamsı uğurlarken artık daha sık Peter Pan’ın Neverland’ini ziyaret edeceğime yada Jumanji‘nin büyümeyen ruhu “Alan Parrish”in ruhunu yaşatacağıma söz veren biriyim. ..Yada Death to Smoochy deki absürt Randolph Smiley’i .”Ölü Ozanlar Derneği”nin efsane kimliği John Keating ile hiç öldürmeyeceğim.. Good Will Hunting’in Sean Maguire’i yada Patch Adams’ın içime umut aşılayan Hunter “Patch” Adams”ını..

Ben kim miyim? Tıpkı diğerleri gibi Robin Williams’ın tam aksine sonsuza kadar ölümsüzleştiğine inanan beyaz perdenin önündeki hayalperestim. Hepsi gözümün önünde canlanan bu karakterlerde ölümsüzlüğü tekrar ve tekrar görebilen biriyim.. O halde tekrar sorguluyorum kendimi.. Sahi Robin Williams gitti mi şimdi?

Bir de Buna Bakalım

Atomic Blonde ve Bir Pazartesi Şarkısı

İyi desem iyi değil, kötü desem kötü değil filmlerden biri de Atomic Blonde oldu benim …

2 yorum

  1. Cok guzel ve net özetlemişsiniz, ama bence gunadın vietnamı atlamamalıydını:))

  2. Tebrik ederim çok güzel bir yazı olmuş, sizin nezdinizde kendimi de görebildim 80 kuşağı bir genç olarak 🙂 Fakat yine de Robin Williams’a bir kaç paragraf daha ayırabilmenizi isterdim.

    Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın