Ana Sayfa » Drama » Like Father Like Son (2013)

Like Father Like Son (2013)

Benim Babam, Benim Oğlum ismiyle sinemalarımıza gelen film; ” İnsan nasıl baba olur? Kan mı çeker yoksa zamanla mı? ” sorusuyla akıl kurcalıyor.

Doğumdan altı yıl sonra bebeklerinin hastanede karıştığını öğrenen, sosyo-ekonomik anlamda birbirinden çok farklı iki aileyi izliyoruz filmde. Ki; filmin çıkış noktası da hastane doğumlarının artması sonucu 70’li yıllarda Japonya’da benzer karışıklıkların olması.

İki aile üzerinden başlayan film ilerleyen dakikalarda adından da anlaşılacağı gibi tek aileye daha doğrusu tek baba karaktere odaklanıyor. Zengin bir iş adamı olan babanın gercek oğlu ve büyüttüğü oğlu arasında yapacağı seçimin hikayesine dönüyor olay. Baba, altı yıl boyunca hayatında olan çocuğu sırf kan bağı olmadığı için bir kenara atıp DNAları tutan çocuğu seçiyor ve yönetmenin bunu bize gösterme tarzı, yaratılan atmosfer ile biz hayal kırıklığına uğruyoruz. Zira filmdeki tek sertliği burada görüyoruz. Kalanındaysa beklentilerin aksine, sahneler içimizi acıtan aile dramına dönüşüyor. Bunu bize yansıtan sinema dili ve dramatik kurgu ise Japon sinemasını yeniden parlatmaya yetiyor.

Diğer yandan iki farklı sınıfa mensup ailelerin arasındaki uçurumun klişe denebilecek bir biçimde gösterilmesi, Hollywood senaryolarının yanında hiç sırıtmıyor ve bu da filmin tek handikapı olarak akılda kalıyor.

Akıcı senaryo ve oyunculuklara rağmen aile olgusu üzerinde oldukça derin bir film. İnsanın üzerinde ister istemez bir ağırlık ve nedensiz bir seçim zorluğu hissi bırakıyor. Filmdeki aileler soruların cevaplarını bulmaya çalışırken biz de aynı soru işaretini üstümüzden kaldırmaya çalışıyoruz. En kötüsü de; varılacak karar ne olursa olsun bunun mutlak mutluluk getirmeyeceğini ve etik olmayacağını bilmek oluyor.

Yönetmen, bıçak sırtı gerilimi oldukça iyi hissettiriyor. Dozunda işlenen dramatizm ve hüzün -evet bizi üzüyor- içimizi baymıyor.

Filmde anne faktörünün nedense hiç hesaba katılmıyor olması da dikkatlerden kaçmıyor. Bunu da; yönetmenin özellikle baba-oğul ilişkilerine vurgu yapmaya çalışması olarak görüyorum ben.

Filmin yönetmeni Hirakazu Kore-eda aynı zamanda senaryosunu yazıp kurgusunu da yapmış. Çok çetrefilli bir konuyu bu kadar temiz bir gözle bize sunmuş olması da başarısını ortaya koyuyor. Cannes’da 87 yılından beri Jüri Özel Ödülü’nü alan ilk Japon filmi olması ve uzun süre ayakta alkışlanması da bunu doğruluyor. Tabi bence bir anlamda, geleneksel Japon sinemasından birkaç adım uzaklaşıp Hollywood’a yakınlaşması da gözden kaçmıyor.

İki ailenin fertleri de yaşadıkları dramı ve ikiliği bize çok iyi yansıtıyorlar oyunculuklarıyla. Ancak özellikle iki küçük erkek çocuğu harikalar yaratıyor.
Gözden kaçırmayıp vakit ayırmanızı tavsiye ederim.

İyi seyirler!

 

Bir de Buna Bakalım

True Detective 3. Sezon Fragmanı

Büyük yankı uyandıran ilk sezondan sonra ikinci sezonu beklentiyi karşılayamayan True Detective üçüncü sezonu ile …

Bir Cevap Yazın