Ana Sayfa » Genel » Bir Yönetmen: François Ozon

Bir Yönetmen: François Ozon

1967 Paris doğumlu olan Ozon, son yirmi yılın en gözde, en çalışkan, en başarılı yönetmenlerinden biri. Fransız sinemasının New Wave akımından kabul gösteriliyor. Keskin zekası, cinsellik üzerindeki serbest yaklaşımı, kamerayı bir oyuncu gibi kullanımı ve güçlü senarist tarafıyla dikkat çekiyor.

Kendi ergenlik dönemini bir felaket olarak nitelendirdiği ve bunun da hayatına olan etkilerini yadsıyamadığı için kariyerinin başından beri ergenliği baz alan filmler çekiyor.

Luis Bunuel ekolünden geldiğini söylese de; bu gerçeküstücülük esinlenmesinin yanında sinemaya ait tüm türleri birbiriyle kaynaştırmayı, esnetmeyi seviyor.

Bastırılmış cinsellik, bunun bir nevi gerilim haline dönüşmesi; özellikle orta sınıfın cinsel tercihleri, tercihlerin doğurduğu karmaşa, komedi ve trajedi filmlerinde genel konuya hakim. Ve filmlerine baktığımızda bu benzer konuların süreklilik arz eden bir şekilde işlendiğini görmemek mümkün değil. Lakin Ozon, kendine özgü hikaye anlatım şekli, kurguladığı atmosfer ve rollerine birebir oturan oyuncularla bu benzerlikten hep farklı filmler çıkarmayı, izleyiciye farklı hisler yaşatmayı başarıyor. Sıradanlıkları çekici hale getirmeyi çok iyi biliyor ve hayal kırıklığı yaşatmıyor.

Gerçeğe yaklaşmaktan kaçan karakterlerin oluşturduğu senaryolarla karşımıza çıkıyor daha çok. Bu filmlerde; replikleri geri planda, sessizliği ise ön planda tutmayı tercih ettiği için eksikliği kapatmak adına muhteşem oyuncu seçimleri yapıyor. Özellikle Charlotte Rampling ve Ludivine Sagnier bağımlı olduğu, vazgeçemediği oyuncular. Bunun yanında nerdeyse her filminde eşcinsel bir karaktere rastlama olasılığı da bayağı yüksek.

Yönetmenlik kariyerinde boş kaldığı bir yıl hemen hemen yok. Yaratıcılığının sürekli üretmekle devamlılık gösterdiğine inanan biri. Son yıllardaki filmlerinin diğerlerine nazaran daha olgun, daha yere basar olduğunu görmek de bir nevi kendi tezini bize doğrular nitelikte.

Filmlerinin senaryoları bir çok alt metin içeriyor ve bu da filmlerde, her biri ayrı tat bırakan katmanlar yaratıyor.
Ayrıca filmlerinde hissedilen teatral havanın da yönetmeni diğer meslektaşlarından ayıran belirgin özelliklerinden biri olduğu görülüyor. Bu atmosfer, obsesif ruh hallerini ve işlenen sürrealizmi seyirciye yansıtmak açısından da oldukça doğru bir tercih oluyor.

Çoğu yönetmenin olduğu gibi onun da kariyeri bir üçleme barındırıyor. “Ölüm Üçlemesi” adını verdiği bu seriye, gözyaşı barındırmayan melodram olarak bahsettiği Under The Sand (2000) isimli filmle başlıyor. Filmde, sevdiğimiz bir insanı kaybetmeyi kabullenememe, yitirmemize sebep veren şeylere katlanamama durumu işleniyor. Üçlemenin ikinci halkası Time to Leave(2005) Bu filmde ise bir kaç aylık ömrü kaldığını öğrenen bir adamın hikayesini izletiyor Ozon bize. Ancak bu filmde ilk filmdeki kadar derin bir hüzün göremiyor olmak ve karakterlerin zayıflığı ölüm temasının kuvvetini düşürüyor. Son film The Refuge (2009) oluyor. İlk iki filmdeki yalınlığın tersine daha karışık bir öykü barındırıyor film. Ölümü yine sevdiklerimizin kaybı üzerinden anlatmaya çalışırken işin içine eklenen yan konular ve kompleks karakterler yüzünden en zayıf halka haline geliyor film.

Onun sinemasını absürd mizah, dram kılığında gerilim, kara komedi ya da film noir gibi pek çok şekilde görüp isimlendirmemiz mümkün.

Uzun metrajlı filmlerinin yanı sıra oldukça başarılı olan 18 kısa film ve 1995 yılında çekmiş olduğu bir de belgesel mevcut yönetmenin çantasında.

Ve filmografisine göz atacak olursak;

2013: Jeune and Jolie
2012: In House
2010: Potiche
2009: The Refuge
2009: Ricky
2007: Angel
2005: Time to Leave
2004: 5X2
2003: Swimming Pool
2002: 8 Femmes
2000: Under The Sand
1999: Criminal Lovers
1998: Sitcom

İyi seyirler!

Bir de Buna Bakalım

Atomic Blonde ve Bir Pazartesi Şarkısı

İyi desem iyi değil, kötü desem kötü değil filmlerden biri de Atomic Blonde oldu benim …

Bir Cevap Yazın