Ana Sayfa » Öne Çıkanlar » Sinemanın İdeolojik Temeline Bakış: Sapığın İdeoloji Rehberi

Sinemanın İdeolojik Temeline Bakış: Sapığın İdeoloji Rehberi

 

   Asıl adıyla “The Pervert’s Guide to Ideology”, yönetmen Sophie Fiennes ve “popüler filozof” Slavoj Zizek’in ortaklığından doğan 2012 yapımı bir belgesel. (İkilinin bundan önce 2006 yılında “Sapığın Sinema Rehberi” adındaki belgeseli çektiklerini belirteyim.) Belgeselin konusu, filmlerin ve reklamların içinde örtük olan ideolojiler. Zizek, Hollywood’dan ve propaganda amacıyla yapılmış dünya sinemasından örnekler vererek, ideolojilerin deşifre edilmesine aracılık ediyor. Film mekanlarının içinden bizlerle konuşan Zizek, muzip tavırları, mizah yeteneği ve rol kesmeleriyle belgeseli oldukça keyifli hale getiriyor. Görünen o ki Zizek bu ününden oldukça memnun.

   Hollywood’dan sırasıyla sol görüşten çıkmış bir yapım olan Yaşıyorlar ile ünleri tartışma götürmez Neşeli Günler, Taxi Driver, Jaws, Titanic, Full Metal Jacket, The Dark Night gibi filmler üzerinden ideolojileri deşifre ediyor. Ayrıca sol rejimlerin, Naziler’in, kapitalist Amerika’nın propaganda amaçlı film ve reklamları ele alınıyor. Dünya tarihinden çeşitli savaş ve ayaklanmaların incelemesi de yapılıyor. Özellikle Coca-Cola tenkidi izlenmeye değer…

 

 

Bu belgeselin yani Zizek’in derdi şudur zannımca: düşlerimiz dahi bulunduğumuz toplum tarafından belirleniyor. Yani hayallerimiz bile bize ait değil! Peki nasıl? İşte bu “nasıl?” sorusunu yanıtlamak üzerine kurulu bir belgesel bu. Günümüz insanını geçmişin rehberliğinde ele alan Zizek, bireyleri ve toplulukları belirleyen, tanımlayan ideolojilerin bizleri ne hale getirdiğini gözler önüne seriyor. Günümüz insanının bu ideolojiler yoluyla zevk alma zorunluluğu duyarak yaşadığını, zevk eksikliğinin rahatsızlık yarattığını söylüyor.

 

 

Ana izlek yukarıda yazdığım gibi olmasına rağmen felsefi, siyasi, dini vs açılar da Zizek’in akıcı anlatımına yedirdiği hicivden nasibini alıyor. Bunu yaparken Zizek, bilimsel bir tavır takınarak, her kritiğine karşılık gelen bir film, bir reklam yahut tarihsel bir olay önümüze koyarak, tabiri caizse, belgelerle konuşuyor.

Marx’ın Das Kapital’inden hareketle Zizek, aldığımız bir ürünün, yalnızca tükettiğimiz bir nesne olmadığını, aslında nesneyle birlikte çok daha sinsi bir şeyi, bir fikri satın aldığımızı belirtiyor. İşte bu fikir, bu ideoloji, psikolojik tabirle bilinç dışı olarak zihnimize yerleşiyor. Örneğin Cola reklamları bizlere yalnızca sıcak havalarda susuzluğumuzu gidermeyi vadetmiyor: daha çok eğlence, daha çok zevk vadediyor. Buna bir örnek de ben vereyim. Android telefon ya da gsm operatörü reklamlarında satılan ürün aracılığıyla “hayata bağlanmak”, “hayatın içinde olabilmek”, “hayatı yakalamak” gibi şeyler vadediliyor. İyi de zaten hayatın içindeyiz. Bunun için bir aracıya, bir alete ihtiyacımız yok. Ama sanki böyle değilmiş gibi, hayata dahil olmak için bu ürünlerden almak gerekiyormuş algısı yaratılıyor. Ki şu gerçeği de iyi biliyoruz: bu ürünlere ne kadar dadanırsak, o kadar hayattan koparız; tıpkı ne kadar cola içersek içelim, o kadar susayacağımız gerçeği gibi…

 

 

Belgeselde sosyalist propagandasının nesne edilmesi takdire değer. Çünkü sosyalistlerde artık kronikleşmiş bir aynaya bakmama durumu olduğu aşikar. Özeleştiri yapamayan, yalnızca düşmanı olan kapitalizme bakan bir “ideoloji”, karşıtını güçlendirmeye yarıyor. Bu bakımdan sol görüşlü insanlar için de bu belgeselin yararlı olacağını düşünüyorum.

Beethoven’ın Neşeye Övgü eserini karşıt görüşlerdeki ideolojileri benimseyenlerin hep birlikte, ortaklaşarak yanlış anlamaları ya da hiç anlamamalarının saptanması ise, komiğe daha yakın olan trajikomik bir durum.

Özetle, ciddi ve teorik meselleri izlenmesi oldukça keyifli bir şekilde ele almasını bilen bir yönetmen ve bir filozofun ortak ürünü, kesinlikle izlenmeye değer.

 

Kadir Demiryürek

Kadir Demiryürek

İstanbul'da doğdu, Ankara'da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun oldu. Toplumun onayladığı hiçbir vasfa sahip değil. Hiçbir yerde çalışmıyor.
Kadir Demiryürek

Latest posts by Kadir Demiryürek (see all)

Bir de Buna Bakalım

Dizi Tavsiye: Feud

Glee, Nip/Tuck, American Horror Story gibi dizilerle gönlümüzde taht kuran yazar, yönetmen ve yapımcı Ryan …

2 yorum

  1. Slovaj Zizek yukarıda da değiniz gübi “popüler bir filozof” fakat söyledikleri bana zorlama çıkarımla doluymuş gibi geliyor. Film üzerinden hareket ederken tamamıyle filmi dışlayıp kendi düşüncelerini ortaya koyar bir düşünce yapısı var. İki filmi izleyip, en son da “Matrix” kitabını okuduğumda bu fikrim sabitlendi.

    • Kadir Demiryürek

      Merhaba Muharrem bey. Bir filozofun popüler olması düşündürücü. Kaldı ki Zizek’in filozof olduğundan şüpheliyim. Yine de felsefeyle günümüz insanları arasında köprü olan, günceli yakalayan, renkli bir kişilik. Bana bu belgeselde yaptığı çıkarımlar barizmiş gibi geldi. Ama felsefecilerde genel olarak, dediğiniz gibi, ele alınan şeyi göz ardı edip, kendi düşüncelerini ortaya koyma durumu var sanıyorum. Ama sinema da bunun böyle olmasına iyi bir vesile.

Bir Cevap Yazın