Son Dakika!
Ana Sayfa » Drama » Borgman: Neyi Davet Ettiğinize Dikkat Edin

Borgman: Neyi Davet Ettiğinize Dikkat Edin

2014 yılının sanırım en sıradışı filmi Borgman. Film fakiri Hollanda’ya ve dünya sinemasına yönetmen Alex Van Warmerdam’ın bir hediyesi. Cannes film festivalinde de oldukça ses getirmiş bağımsız, absürd bir film örneği Borgman. Bu yüzden film hakkında tutarlı ve iyi bir değerlendirme yapmak, onu “bilinen”in sularına çekmek oldukça zor.

   “Absürd” ve “saçma” aynı anlamda kullanılırsa saçma, absürdün değerini düşürür. Çünkü bizim dilimizde saçma, “aşağı” ve “bayağı” gibi anlamlara gelen olumsuz nitelikli bir kelimedir. Borgman’da sahnelenen, absürd, uyumsuz ve “anlamsız” tarzda sahnelenmiştir. Bu anlatım tarzı örneğin Kafka’da hat safhadadır. Dönüşüm kitabında yazar kahramanını bir böcek olarak yatağında uyandırıverir. Her şeyin rasyonel düzlemde süregittiği bir yapının içinden böylece sıyrılır ana karakter, Gregor Samsa. Dil, zaman, fiziksel ve biyolojik üç boyutlu dünyanın yasalarının, zihne ve arzulara geçirdiği prangalardan böylece kurtulunur, ve anlamsızın, “öte”nin sularında serbestçe gezinilir. Bunun için elbette ki zemin, ayaklarımızın altındaki yer gibi, varlığımızı ve yaşantımızı “borçlu” olduğumuz az önce sözünü ettiğim o prangalardır. Prangaların uzağa gidebilmemiz adına faydası ise, bir ilk hareket sağlamalarıdır. Sonrası absürdlüğün işidir. Warmerdam’ın yaptığı da budur. Bu yapılanın çoğu izleyici için bir şey ifade etmeyip de yergilere neden olması da doğaldır. Çünkü çoğunluk, anlayamadığı şeyden rahatsız olur, üstüne çok kolay anlaşılan şeylere yakın durur ve güvende hisseder. Bu yüzden Borgman her izleyiciye göre bir film değil.

   Geriye kalan izleyici kitlesi için de bir tehlike vardır: her absürd film iyi film olmayabilir. Burada da, ülkemizde ta çocukken bizlere kazandırılması gerektiği halde özellikle kazandırılmayan muhakeme yeteneği ile, deneyimle harmanlanmış gelişmiş bir beğeni melekemiz olması gerekir. Az buçuk bunlara sahip biri olarak diyebilirim ki Borgman, iyi film.

   Sinema, olanı olduğu gibi göstermeye çalışırsa saçmalığa düşer. Hollywood filmlerinde sıkça görürüz ki, gerçeklik denilen düzlemde yeri olmayan şeyler gerçeklik vaadiyle konu edilir. Ekran, gerçekliğin aynasıdır, ama unutulmamalıdır ki aynalar gerçekliği olduğu gibi yansıtmaz, yansıtmamalıdır da. Filmleri gerçekliğin birer taklidi olmaktan kurtaran bir şey varsa, yansıma olmanın imkanlarını sonuna kadar kullanma olanaklarıdır. Bütün büyük yönetmenlerin filmlerinde buna şahit oluruz. Warmerdam sinemanın bu olanaklarının farkında.

   http://www.timeoutistanbul.com/film/makale/3386/Borgman-Alex-van-Warmerdam-röportajı

   Bu ön açıklamalardan sonra filme geleyim. Borgman sembolik anlatımların yoğun olarak kulllanıldığı bir film. Bunların ne olduğu hakkında iyi bir çalışmaya bakmanızda fayda var:

    http://blog.radikal.com.tr/sinema-film-kritikleri/f-2014ten-borgman-kabus-gibi-cokuyor-50683

   Absürd film Borgman’ın zemini dinsel ve mitsel anlatılardan oluşuyor. Bu ise filmin zengin bir kaynaktan beslenmesini sağlıyor. Filmin de adı olan Borgman (Bela), içinde bir rahibin de bulunduğu kişiler tarafından tehdit edilince, saklandığı yeraltından arkadaşlarıyla birlikte kaçar. Arkadaşlarını uyarırken söylediği şey önemli: “biri bizi ele verdi”. Ele veren kimdir? Bir çağrı söz konusudur burada, ve ilk saldırıyla hareket başlar. Ormandan çıkan Borgman, hanelerin kapısını çalmaya başlar. Kapıyı açanlara, çok pis olduğunu ve yalnızca yıkanmak istediğini söyler. Yüzüne kapanan ilk kapının ardından, ikincisinde ev sahiplerinin dikkatini çekmeyi başarır. Kocadan dayak yer ve kovulur, ama kadın tarafından, günaha bir çağrı gibi, eve davet edilir. Kadın, Havva’lık misyonunu gerçekleştirir. Trier’in Antichrist (Deccal)’inde olduğu gibi, günahı eve çağıran kadındır. Borgman’da da Deccal’de de kadın, kötücüldür. Hatta Borgman’da evin küçük kızı ve çocukların genç (muhtemelen bakire) dadısı da kötücüldür. Kız çocuğu ve genç dadı da eve sızan kötülüğe hizmet eder. Dadının hizmeti Borgman’ın arkadaşıyla yatınca başlar. Ancak zorla değil, ‘kendi rızasıyla’ yatar.

   Borgman ve arkadaşları “kimdir” diye sormak yerine, “nedir” diye sormak daha uygun. Kadın tarafından içeri çağrılan, davet edilen, hatta arzulanan nedir? Kişiler olarak gördüğümüz Borgman ve çetesi gerçekten de (filmin gerçekliğinde) bizim dışımızda olan birer insan mıdır? Kötülük, dışsal bir şey midir? Evin içine yavaş yavaş sızmak için Borgman’ın izlediği yola bakılarak bu sorular yanıtlanabilir. Önce yurtsuz bir gezgin, sonra bahçıvan, en sonunda da kadının kocası… Rollere bürünür Borgman, kimliklere bürünür (ya da her rol bir Borgman’dır). Yeryüzünde yeryüzünün kurallarına göre hareket etmek gerektiğini iyi biliyordur. O ve arkadaşları hiçbir aile ferdine zorla bir şey yapmaz. Hepsi kendi rızalarıyla onun getirdiklerine ortak olur.

   Kocasına bir şeylerin yanlış olduğunu dile getiren Marina, bunu dile getirmek için sosyal ve ekonomik gerekçeler öne sürer. Kocası da “ama hayatım, Avrupa zaten hep zengin olmuştur, ne yapalım!” diye karşılık verir. Ortada ters giden bir şeyler vardır. Lüks içinde yaşayan aileler bir yanda, öbür yanda dünyanın cehennemlerinde acı çeken karı kocalar ve çocuklar yaşamaktadır. Peki Marina’da vuku bulan bütün bu huzursuzluğun sebebi bu mudur? Borgman sosyal adaleti sağlamak adına zenginlerden öç mü almaktadır? Açıkçası filmin bu yana çekilmesi iyi olmamış. Kendi yolundan sapmasına neden olmuş.

   Borgmangiller öldürdükleri kişilerin kafalarını çimento dolu kovalara sıkıştırıp onları bir göle atar. Ölüler baş aşağı gölün dibinde dururlar. Tıpkı Film başlarkenki ters duran borgman yazısı gibi… İşler terse dönmektedir. İyilik -iyi diye bilinen- kötüye, yaşam ölüme, yer üstü yer altına, cennet cehenneme…

   Filmin başında Tanrı kelamı gibi bir yazı okuruz: “…ve onlar kendi saflarını yüceltmek için yeryüzüne indiler”. Dinsel yandan bakılınca, yeryüzüne melekler (şeytan dahil) iner. Yeryüzüne “düşen” insanların yanına inen Borgman ve arkadaşları kendi saflarını yükseltmek adına yeni neferler alırlar. Filmin sonunda aileyi parçalayan Borgmangiller dadıyla çocukları kendi saflarına katmış olarak yeniden ormana girerler. Lakin burada salt dışsal olanın etkisi yoktur. Bir kale dışarıdan fethedilirse bu, dışarıdan saldıranın etkisi yanında içerinin eksikliğinden de kaynaklanır. Bazen saldıran içerinin olanaklarını kendi lehine kullanır, sözgelimi “köstebekler” aracılığıyla içeriyi yıpratır, kale kapılarını açtırır. Bunun için içeriyi etkilemesi gerekir. Yukarıda değindiğim gibi içeriyi yıkmanın yolu dişil olanları yanına çekmektir Borgman için. Zaten kötücül olana açık olan Havva soyu burada Borgman’ın en büyük kozudur.

   Burjuva yaşantısı ne kadar yerli yerinde görünse de, film ilerledikçe anlarız ki donuk bir yaşantı sürmektedir evde. Çocuklar modern yaşamın içinde yorgun düşüp, silinip, ruhsuzlaşmaktadırlar. Aile fertleri arasında soğuk bir ilişki, dahası ilişkisizlik sürmektedir. Moderniteye bir eleştiri söz konusudur filmde. Yapı kendi karşıtını kendi içinde taşımaktadır. Borgman’ın tek yaptığı yıkılışa, parçalanmaya aracılık etmektir. Bir karabasan gibi Marina’nın uykularına çöker, kocasıyla arasını açar görünür ama zaten bu ikisi arasında bir sevgiden söz edilemez. Marina en sonunda kocasının ölümünü ister. Kocanın ölümüne giden yol da dikkate değerdir. Şaraba zehri Borgman koyar ve kadehi Marina’ya verir. Marina da kötücül küçük kızına babasına götürmesini söyleyerek kadehi teslim eder. İçeride olanı açığa, dışarıya çıkarır Borgman. Evin içindeki potansiyel yıkım arzusu bir bakıma havaya karışarak kinetik olarak eve geri döner. Dönen bu yıkımın bu kötülüğün adı Borgman’dır.

   İşlerin iyice çığırından çıktığı sahne, yemek sahnesidir. İsa ve havarilerinin tablosu gibidir bu sahne. Ama bu yemek masasından iyilik değil, kötülük çıkar, serbest kalır. Erkeklerin iktidar mücadelesinin arka planında, kadınların gizli eli işin içindedir. Artık içerisi (ev) içeriden tamamen parçalanmaya hazır durumdadır.

   Evin mekanının ormanın içinde olmasına ayrı bir parantez açmalı. Ormanı bilinmeyenin, karanlığın hudutları olarak görmek mümkün. Borgman ve arkadaşları başta ormandan çıkıp film sonunda yeni neferlerle ormana dönerler. Oralı olan Borgman, yine aslen oralı olan insan soyundan yeni neferleri de alarak oraya döner. Ölen ölür, kalan sağlar Borgman’ındır. Borgman da -Turgut Uyar’ın şiirindeki gibi- hepimizi var eden o karanlığın…

   Filmin absürdlüğü yalnızca roller ekseninde değil, yaşananlar açısından da kendini sergiler. Bazı sahnelerde gülmek işten değildir. Kara mizah, bir anlamda karanlık mizah olarak gerilimle birleşir ve psikolojik betimlemelerle serimlenir. Kocanın ölüsü evin salonunda dururken, arkadaşıyla zafer dansı yapar Borgman. Çünkü kale zaptedilmiş, kale sahibinin leşi yere serilmiştir. Kadınla çocuklar ve dadı artık Borgman ve arkadaşlarınındır.

   Marina’nın Borgman’a arzusu, onla yatma isteği Borgman tarafından her seferinde geri çevrilir. Borgman hiç taviz vermez bu konuda. Bu da kadındaki şehvetin dozunun artmasına, artan şehvetin de kötülüğe yol açmasına yarar. Lüks yaşantısı içinde hemen her bakımdan tatmin olamayan bir kadındır Marina. Evlilik kendi vaadini boşa çıkarmıştır. Sonunda kendi ölümüne gitmek pahasına vaadini gerçekleştirmeyen bu yapı yıkılmalıdır. Kadın arzusunun ve kötüye yatkın iç güdüsünün kurbanı gibi görünür. Ataerkil toplum düzeninde kendince yöntemlerle kendi iktidarını kuran kadın en başta ata erkini kabul etmekle kendini mahkum etmiştir. Belki mahkum etmek zorunda kalmıştır. Yine de filmin sonucuna bakıldığında, kadının mevcut durumundan kurtulma çabası, ölümüyle sonuçlanır. Bu açıdan yeni bir şey söylemiyor film. Örneğin Kevin Hakkında Konuşmalıyız filminde radikal bir sonuç çıkarılır ortaya. O filmde yine kadın yıkımı arzulayan, ona itki verendir. Yıkım getirene, öz oğluna sahiplenerek toplumdan dışlanır. Vaadini yerine getirmeyen yapıyı yıkar, ve Borgman’la bağlayacak olursak, kötülüğü sahiplenip onla kol kola yürüyerek yapıdan (toplumdan) tamamen dışlanır. Denilebilir ki bu da bir çeşit ölümdür. Olabilir. Ama olmama ihtimali de vardır. Kevin’ın annesi için bu ihtimale açık kapı bırakılır.

   Son olarak çocuklar, onlar, kurulan bu dünya düzeninin kurbanları tarafından hem evin temsil ettiği yapı hem de o yapıya düşman olan taraf için birer araç, birer kurbandırlar. Babaları iktidar olarak yalnızca kuralları aktaran anlatıcıdır. Anne onları modern yaşam kemeriyle boğmaktadır. Bernard Schlink Okuyucu adlı kitabında, “felsefe çocukları unuttu” der. Felsefenin de erkek egemen olduğunu düşünürsek, belki de çocuklara yer vermeyen bu düzenin inşasında rol almaları bakımından, onlar da suçludurlar.

   Evet, karşınızda çok boyutlu (katmanlı) bir film var. İyi bir film. Sinemanın yapması gerekeni bir alternatif olarak üstlenen, bizi asli mesellerimizle baş başa bırakan bir film. İyi seyirler…

Kadir Demiryürek

İstanbul'da doğdu, Ankara'da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden mezun oldu. Toplumun onayladığı hiçbir vasfa sahip değil. Hiçbir yerde çalışmıyor.
Kadir Demiryürek

Latest posts by Kadir Demiryürek (see all)

Bir de Buna Bakalım

Yaz Korkusu: Midsommar

Son yılların en iyi korku filmlerinden, Sundance ödüllü Hereditary’nin yönetmeni Ari Aster’ın yeni filmi Midsommar …

4 yorum

  1. Film, izledikten sonra benim en iyiler listemde kendine bir yer buldu. Geçtiğimiz yılın da en iyilerinden biriydi bence. Hikayeye, kurguya, nereye varacağını merak ettiren senaryosuna ve imgeleme gücüne hayran kaldım. Filmi sana paslama nedenim ise bir başka gözden okumak istememdi. Ki; inandığım bir kalemden okumayı tercih etmenin yanıltmadığını gördüm.
    Emeğine, kalemine, fikrine sağlık. Çok detaylı, harika bìr analiz olmuş. Yaptığın yorumları destekleyen bağlantılar da bir o kadar yerinde ve başarılı. Her ne kadar ısmarlama gibi olsa da kırmadığın için ayrıca teşekkür ederim.
    Selamlar!

  2. Yılın en iyi filmi olarak Nightcrawler’ı düşünüyordum. Ama Borgman’ı izleyince pek bir yüzeysel kaldı yanında. Ben iyi bir araştırmacı değilimdir. Dünya sineması konusunda cahilim. Sen sözünü etmeseydin bu filmi izlememiş olacaktım. Bu kadar övgüyü hak edecek bir yazı çıkardığımı düşünmüyorum. Utandım (: Tavsiyen için asıl ben teşekkür ederim.

  3. Borgman yilin en iyi filmi olur bence. senaryo heyecan verici.

Bir Cevap Yazın